9 Şubat 2008 Cumartesi

KELİMELER VE ŞEYLER


para-değer, doğabilim ve dilbilim etrafında kuruyor kitabını michel foucoult.

değerler değişir, benim on liram senin beş gram buğdayını kat kat aşar, üstü kalır ve ben o parayla yeni yeni ihtiyaçlarımı karşılamak için manava giderim. manav, elmasının birini eksiltmek için zaten hazırdır. mübadele, alışveriş, pazarlık mazarlık derken elmalarımla eve dönerim ve manavın arkamdan kıs kıs güldüğünü duymam bile. değerler iç içe geçmiştir, çatışarak ve buluşarak.

doğayı aynen resmetmek için, alırım tualimi yanıma kurulurum en fiyakalı köşeye, benden önce çizmiş tüm meslektaşlarımın yaptıkları aklımda, fırçam elimde, yine de eksiksiz bir çizime adarım kendimi, sonunda kurduğum çerçevenin büyüsüyle kendimden geçer, başımın hemen üstünde, dalların arasında eğlenen kuşların alaylı cıvıltılarını duymaz olurum, ne de yan tarafımda gittikçe uzayan, uzadıkça uzayan kertenkelenin gizli ve kadim sesini.

herşeyi söyler, fiillerimle yargılar, öznelerimle dalgamı geçer, tümleçlerimle durmadan koşarım ve yeni yeni adlar takarak gördüğüm herşeye, görüş açımı genişletirim. dinleyenlerimle aramdaki boşluk, kof bir hiçlik değil, birbirimize yaklaşmamız gereken uzun ve çekici bir alandır.

herşeyi söyleriz, yine de uzak kalır birşeyler, kelimeler artar, o kadar büyür ki kargaşa, hiçbir şey duymaz olur, eski zamanların bugüne evrilmemiş saflığını, aynaların ve bakışların yokluğunda, olduğu şey olan o pürüzsüz dünyayı görmez oluruz. kelimeler, kelimeler, ne iğrençler.

foucoult'nun kitabın başında yorumlamaya çalıştığı ve imge yayınlarından çevirisinde, kapakta örneği de bulunan diego da silva velazquez'in 'görenle görülenin bir olduğu' benzersiz resmidir tüm kargaşanın ispatı, çağrıla çağrıla isimsiz kalan eşyanın, dünyamızın resmi.

BİREBİR SÖZLÜK

Hiç yorum yok: